Turkish
Wednesday 27th of October 2021
244
0
نفر 0
0% این مطلب را پسندیده اند

11. Nur, İmam Hasan Askeri’nin (a.s) Kutlu Doğumu

11. Nur, İmam Hasan Askeri’nin (a.s) Kutlu Doğumu



Bu, halife için utanılacak bir durumdu. Halife birini İmam Hasan Askerî'yi (a.s) çağırmak üzere gönderdi. İmam'ı zindan'dan çıkarıp getirdiler. Halifeyle İmam arasında şu konuşma geçti:
– Haktan sapmış ceddinin ümmetini kurtar!

– Patrik ve rahiplerden yarın salı günü yine çöle gitmelerini iste!

– Halk yağmur istemiyor. Çünkü yeteri kadar yağmur yağdı, bu durumda çöle gitmenin ne faydası olabilir ki?

– İnşallah, şüpheler ortadan kalkacaktır!

Halifenin emriyle Patrik ve rahipler salı günü çöle gittiler. İmam Hasan Askerî de (a.s) milletin oluşturduğu büyük bir toplulukla birlikte çöle gitti. Hıristiyanlar ve rahipler yağmur istemek için ellerini gökyüzüne kaldırdılar, gökyüzü bulutlandı ve yağmur yağdı. O sırada İmam (a.s) bir rahibi göstererek onun ellerini tutmalarını ve parmaklarının arasında sakladığı şeyi çıkarmalarını emretti. Onu yakaladılar ve parmaklarının arasında siyah bir insan kemiği buldular. İmam (a.s) kemiği alarak bir bez parçasına sardı ve rahibe: "Şimdi yağmur iste." buyurdular. Rahip yine ellerini gökyüzüne kaldırıp yağmur istedi, ama yağmur yağmadı. Tersine bulutlar çekildi ve güneş göründü. Herkes bu işe pek şaşırmıştı. Halife, İmam'a (a.s): "Bu ne kemiğidir?" diye sordu. İmam (a.s): "Bu bazı peygamberlerin kabirlerinden alınan bir kemiktir. Bir peygamber'in kemiği göründüğü zaman yağmur yağıverir." diye cevap verdiler.

Oradakiler İmam'ı (a.s) methettiler ve bunu denedikleri zaman, meselenin gerçekten İmam'ın (a.s) buyurduğu gibi olduğunu gördüler.[1]

Iraklı Filozofun İrşadı

Irak'lı materyalist bir filozof olan İshak Kindî bir kitap yazmaya koyuldu ve zannınca Kur'ân'da tenakuz olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bu gayeyle toplumdan uzaklaşıp bir kenara çekilerek evinde tek başına bu iş ile meşgul oldu. Öğrencilerinden birisi bir gün İmam Hasan Askerî'nin (a.s) huzuruna gitmişti. İmam ona şöyle dedi: "Aranızda üstadınızı giriştiği bu beyhude çabadan vazgeçirtebilecek akıllı birisi yok mu?" O da: "Biz onun öğrencileriyiz, bu veya diğer işlerde ona nasıl itiraz edebiliriz!" dedi. İmam (a.s): "Sana söyleyeceğim şeyi ona ulaştıracak mısın?" buyurdu. Olumlu yanıt alınca şöyle buyurdu:

Onun yanına git ve onunla dostluk kur, arkadaşlık et ve ona, yapmak istediği bütün işlerde yardım et. Sonra da: "Bir sorum var, sorabilir miyim?" de. O soru sormana izin verecek, o zaman de ki: "Bizzat Kur'ân'ı söyleyen senin yanına gelse, acaba sözünden maksadının senin zannettiğin manadan başka bir mana olduğuna ihtimal verir misin?!" O zaman sana: "Olabilir." diye cevap verecektir. Çünkü eğer Kindî bir konuya dikkatini verirse, onu anlar. Olumlu cevap verdiği zaman de ki: "Kur'ân'ın maksadının senin söylediğin şey olduğuna nasıl yakın ettin?! Kur'ân'ı söyleyen belki de senin ulaştığından başka bir şeyi kastetmiş olabilir ve sen kelime ve deyimleri onun kastı dışındaki bir şeyde kullanıyor olabilirsin!"

Adam İshak Kindî'nin yanına gitti ve İmam'ın (a.s) buyurduğu gibi ona şefkat gösterdi ve sonunda soruyu sordu. Kindî soruyu tekrarlamasını istedi. (Soruyu tekrarlayınca) düşünceye daldı ve neticede onu lügat ve mantık açısından olumlu buldu.

Kindî, öğrencisini yemine vererek "Bu soruyu sormak nereden aklına geldi." diye sordu. O da "Öylesine aklıma geldi, sordum." dedi. Kindi "Sen ve senin gibilerin aklına böyle bir sorunun gelmesi mümkün değil." diye karşı çıktı ve "Söyle bu soruyu nereden getirdin?" diye üsteledi. Öğrenci "Ebu Muhammed (İmam Hasan Askerî a.s) bana böyle emretti." dedi. Kindî "Şimdi doğruyu söyledin, böyle bir sorunun o sülaleden başkasından olması mümkün değil." dedi ve yazdığı şeyleri ateşe atarak yaktı.[2]

İmam Hasan Askerî'nin Veciz Sözleri

1- Hayatta mutedil ol ve aşırılıktan kaçın.[3]

2- İmam'ın çocukluk yıllarında, birisi onun ağladığını ve diğer çocukların oyun oynamakla meşgul olduklarını gördü. İmamın diğer çocuklarda olup da kendisinde olmayan bir oyuncak için ağladığını zannederek İmam'a (a.s) "Sizin için oyuncak alayım mı?" dedi. İmam cevap verdi: "Ey akılsız insan, biz oyun oynamak için yaratılmadık ki!"

"Öyleyse niçin yaratıldık!?" diye soran adama "İlim ve ibadet için." diye karşılık verdi İmam. Adam "Bunu neye dayanarak söylüyorsun?" diye sorunca da şöyle cevap verdi: "Kur'ân'da 'Acaba sizi boş yere yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz?!' buyuran aziz ve yüce Allah'ın kelamına dayanarak!"[4]

3- Niza ve cedele girişme, çünkü haysiyetin gider; şaka yapma, çünkü sana karşı terbiyesizlikte bulunurlar.[5]

4- Karşılaştığın herkese selam vermek ve meclisin aşağısında oturmak alçak gönüllülüktendir.[6]

5- Kalpler şen olduğu zaman onları ilim ve hikmet ile doldurun; kederli olduğu zaman ise onları kendi hallerine bırakın.[7]

6- Kederli kimsenin yanında neşeli olmak edepten değildir.[8]

7- Alçak gönüllülük haset edilmeyecek bir nimettir.[9]

8- Her kim Müslüman kardeşine gizli olarak nasihat ederse onu yüceltmiş ve her kim ona aşikâr ve diğerlerinin yanında nasihat ederse onu kötülemiştir.[10]

9- Kendini eğitebilmek için diğerlerinde beğenmediğin şeylerden kaçınman yeterlidir.[11]

10- Yüz güzelliği, zahiri güzellik; akıl güzelliği ise batinî güzelliktir.[12]

11- Allah'a ulaşmak için çıkılacak yolculuk öyle bir yolculuktur ki, geceleyin yol gitmekten (bütün gece sabaha kadar uyanık kalıp ibadet etmekten) başka bir şey ile gerçekleşmez.[13]

12- Pislikler bir evde toplanmıştır, o evin kapısı yalandır.[14]

13- Cömertliğin miktarı vardır, ondan fazlası israftır.[15]

14- İhtiyatın bir miktarı vardır ve onun dışına çıkmak korkaklıktır.[16]

ABNA.İR

--------------------------------------------------------------------------------
[1]- İhkaku'l-Hak, c.12 s.464. Bu hadisi büyük âlimlerden altı kişi ve Ehlisünnet'te nakletmişlerdir.

[2]- Menakib, İbn Şehraşub, c.3, s.525.

[3]- İhkaku'l-Hak, c.12, s.473.

[4]- İhkaku'l-Hak, c.12, s.473.

[5]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160.

[6]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[7]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[8]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[9]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[10]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[11]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[12]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[13]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[14]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[15]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[16]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

Bu, halife için utanılacak bir durumdu. Halife birini İmam Hasan Askerî'yi (a.s) çağırmak üzere gönderdi. İmam'ı zindan'dan çıkarıp getirdiler. Halifeyle İmam arasında şu konuşma geçti:
– Haktan sapmış ceddinin ümmetini kurtar!

– Patrik ve rahiplerden yarın salı günü yine çöle gitmelerini iste!

– Halk yağmur istemiyor. Çünkü yeteri kadar yağmur yağdı, bu durumda çöle gitmenin ne faydası olabilir ki?

– İnşallah, şüpheler ortadan kalkacaktır!

Halifenin emriyle Patrik ve rahipler salı günü çöle gittiler. İmam Hasan Askerî de (a.s) milletin oluşturduğu büyük bir toplulukla birlikte çöle gitti. Hıristiyanlar ve rahipler yağmur istemek için ellerini gökyüzüne kaldırdılar, gökyüzü bulutlandı ve yağmur yağdı. O sırada İmam (a.s) bir rahibi göstererek onun ellerini tutmalarını ve parmaklarının arasında sakladığı şeyi çıkarmalarını emretti. Onu yakaladılar ve parmaklarının arasında siyah bir insan kemiği buldular. İmam (a.s) kemiği alarak bir bez parçasına sardı ve rahibe: "Şimdi yağmur iste." buyurdular. Rahip yine ellerini gökyüzüne kaldırıp yağmur istedi, ama yağmur yağmadı. Tersine bulutlar çekildi ve güneş göründü. Herkes bu işe pek şaşırmıştı. Halife, İmam'a (a.s): "Bu ne kemiğidir?" diye sordu. İmam (a.s): "Bu bazı peygamberlerin kabirlerinden alınan bir kemiktir. Bir peygamber'in kemiği göründüğü zaman yağmur yağıverir." diye cevap verdiler.

Oradakiler İmam'ı (a.s) methettiler ve bunu denedikleri zaman, meselenin gerçekten İmam'ın (a.s) buyurduğu gibi olduğunu gördüler.[1]

Iraklı Filozofun İrşadı

Irak'lı materyalist bir filozof olan İshak Kindî bir kitap yazmaya koyuldu ve zannınca Kur'ân'da tenakuz olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bu gayeyle toplumdan uzaklaşıp bir kenara çekilerek evinde tek başına bu iş ile meşgul oldu. Öğrencilerinden birisi bir gün İmam Hasan Askerî'nin (a.s) huzuruna gitmişti. İmam ona şöyle dedi: "Aranızda üstadınızı giriştiği bu beyhude çabadan vazgeçirtebilecek akıllı birisi yok mu?" O da: "Biz onun öğrencileriyiz, bu veya diğer işlerde ona nasıl itiraz edebiliriz!" dedi. İmam (a.s): "Sana söyleyeceğim şeyi ona ulaştıracak mısın?" buyurdu. Olumlu yanıt alınca şöyle buyurdu:

Onun yanına git ve onunla dostluk kur, arkadaşlık et ve ona, yapmak istediği bütün işlerde yardım et. Sonra da: "Bir sorum var, sorabilir miyim?" de. O soru sormana izin verecek, o zaman de ki: "Bizzat Kur'ân'ı söyleyen senin yanına gelse, acaba sözünden maksadının senin zannettiğin manadan başka bir mana olduğuna ihtimal verir misin?!" O zaman sana: "Olabilir." diye cevap verecektir. Çünkü eğer Kindî bir konuya dikkatini verirse, onu anlar. Olumlu cevap verdiği zaman de ki: "Kur'ân'ın maksadının senin söylediğin şey olduğuna nasıl yakın ettin?! Kur'ân'ı söyleyen belki de senin ulaştığından başka bir şeyi kastetmiş olabilir ve sen kelime ve deyimleri onun kastı dışındaki bir şeyde kullanıyor olabilirsin!"

Adam İshak Kindî'nin yanına gitti ve İmam'ın (a.s) buyurduğu gibi ona şefkat gösterdi ve sonunda soruyu sordu. Kindî soruyu tekrarlamasını istedi. (Soruyu tekrarlayınca) düşünceye daldı ve neticede onu lügat ve mantık açısından olumlu buldu.

Kindî, öğrencisini yemine vererek "Bu soruyu sormak nereden aklına geldi." diye sordu. O da "Öylesine aklıma geldi, sordum." dedi. Kindi "Sen ve senin gibilerin aklına böyle bir sorunun gelmesi mümkün değil." diye karşı çıktı ve "Söyle bu soruyu nereden getirdin?" diye üsteledi. Öğrenci "Ebu Muhammed (İmam Hasan Askerî a.s) bana böyle emretti." dedi. Kindî "Şimdi doğruyu söyledin, böyle bir sorunun o sülaleden başkasından olması mümkün değil." dedi ve yazdığı şeyleri ateşe atarak yaktı.[2]

İmam Hasan Askerî'nin Veciz Sözleri

1- Hayatta mutedil ol ve aşırılıktan kaçın.[3]

2- İmam'ın çocukluk yıllarında, birisi onun ağladığını ve diğer çocukların oyun oynamakla meşgul olduklarını gördü. İmamın diğer çocuklarda olup da kendisinde olmayan bir oyuncak için ağladığını zannederek İmam'a (a.s) "Sizin için oyuncak alayım mı?" dedi. İmam cevap verdi: "Ey akılsız insan, biz oyun oynamak için yaratılmadık ki!"

"Öyleyse niçin yaratıldık!?" diye soran adama "İlim ve ibadet için." diye karşılık verdi İmam. Adam "Bunu neye dayanarak söylüyorsun?" diye sorunca da şöyle cevap verdi: "Kur'ân'da 'Acaba sizi boş yere yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz?!' buyuran aziz ve yüce Allah'ın kelamına dayanarak!"[4]

3- Niza ve cedele girişme, çünkü haysiyetin gider; şaka yapma, çünkü sana karşı terbiyesizlikte bulunurlar.[5]

4- Karşılaştığın herkese selam vermek ve meclisin aşağısında oturmak alçak gönüllülüktendir.[6]

5- Kalpler şen olduğu zaman onları ilim ve hikmet ile doldurun; kederli olduğu zaman ise onları kendi hallerine bırakın.[7]

6- Kederli kimsenin yanında neşeli olmak edepten değildir.[8]

7- Alçak gönüllülük haset edilmeyecek bir nimettir.[9]

8- Her kim Müslüman kardeşine gizli olarak nasihat ederse onu yüceltmiş ve her kim ona aşikâr ve diğerlerinin yanında nasihat ederse onu kötülemiştir.[10]

9- Kendini eğitebilmek için diğerlerinde beğenmediğin şeylerden kaçınman yeterlidir.[11]

10- Yüz güzelliği, zahiri güzellik; akıl güzelliği ise batinî güzelliktir.[12]

11- Allah'a ulaşmak için çıkılacak yolculuk öyle bir yolculuktur ki, geceleyin yol gitmekten (bütün gece sabaha kadar uyanık kalıp ibadet etmekten) başka bir şey ile gerçekleşmez.[13]

12- Pislikler bir evde toplanmıştır, o evin kapısı yalandır.[14]

13- Cömertliğin miktarı vardır, ondan fazlası israftır.[15]

14- İhtiyatın bir miktarı vardır ve onun dışına çıkmak korkaklıktır.[16]

ABNA.İR

--------------------------------------------------------------------------------
[1]- İhkaku'l-Hak, c.12 s.464. Bu hadisi büyük âlimlerden altı kişi ve Ehlisünnet'te nakletmişlerdir.

[2]- Menakib, İbn Şehraşub, c.3, s.525.

[3]- İhkaku'l-Hak, c.12, s.473.

[4]- İhkaku'l-Hak, c.12, s.473.

[5]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160.

[6]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[7]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[8]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[9]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[10]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[11]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[12]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[13]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[14]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[15]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

[16]- Envaru'l-Behiyye, Meşhed, s.160–161.

244
0
0% (نفر 0)
 
نظر شما در مورد این مطلب ؟
 
امتیاز شما به این مطلب ؟
اشتراک گذاری در شبکه های اجتماعی:

latest article

VAHİY AYNASINDA NAMAZ
CEHALETLE MÜCADELE
Allah Resulü’ne En Çok Benzeyen Genç Hz. Ali Ekber
Kerbela Kıyamında İmam Seccad (a.s)'ın İfşaatı
Hz. Fatıma Zehra’nın Doğum Yıldönümü ve Dünya Müslüman Kadınlar Günü Kutlu Olsun
Kur'an-ı Kerîm'den Dualar
Kısaca Hayatı İmam Zeynelabidin(a.s)
Regaib Kandili
Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın Evliliği
Kurban Bayramı

 
user comment