Turkish
Thursday 21st of June 2018

Allah kendi hakkını bağışlayabilir ama insanların hakkını bağışlamaz” sözünün kaynağı nedir?

Allah kendi hakkını bağışlayabilir ama insanların hakkını bağışlamaz” sözünün kaynağı nedir?

Selamun Aleyküm. Ben “Allah kendi hakkını bağışlayabilir ama insanların hakkını bağışlamaz” sözünün tam olarak hangi kaynakta geçtiğini öğrenmek istiyorum. Bu söz Kur’an’ın bir ayeti midir, yoksa bir hadis midir?
Kısa Cevap
“İnsanların hakkı” İslam’da hukukî kavramların en önde gelenlerindendir. İçinde insanların hakkının bulunduğu her şey insan hakları alanına girer.[1] İslam’ın insanların hakkına riayet etmeyi vurgulaması şu şekildedir: Eğer bir günahkâr kendi geçmiş günahlarından tövbe ederse ve halkın alınmış haklarını eda etmezse tövbesi kabul olmaz; yani Allah kendi hakkını yapılan hatalar ve yanlışlıklar bağlamında bireyde gerçek pişmanlığın göstergeleri bulunması durumunda bağışlar ama halkın hakkını bağışlamaz. Elbette insan imkân dâhilinde insanların haklarını telafi etme ve rızalıklarını alma doğrultusunda hareket ederse, Allah onu bağışlayabilir. Soruda belirtilen söz, geniş bir kapsamı olan insanların hakkı konusundaki birçok hadisten alınmıştır. Burada iki numuneyi aktarmakla yetiniyoruz:
1. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Zulüm üç türlüdür: Birincisi, Allah’ın bağışlamadığı zulümdür. İkincisi, Allah’ın bağışladığı zulümdür. Üçüncüsü, Allah’ın sorguladığı zulümdür. Allah’ın bağışlamadığı zulüm kendisine şirk koşulmasıdır. Allah’ın bağışladığı zulüm, birey ile Allah arasında olan hususlarda bireyin kendine yaptığı zulümdür. Allah’ın sorgulayacağı zulüm ise, kulların hakkı konusundaki zulümdür.”[2]
2. Şehidin kanının yere düşen ilk damlası onun günahlarının kefaretidir. Elbette eğer insanlara borcu varsa, onu sahibine vermek dışında bir kefaret bulunmamaktadır.[3]
Günah konusunda pişmanlık ve üzüntünün gereği onu telafi etmek olduğunu belirtmek gerekir; yani eğer günah Allah’ın hakkı bağlamında işlenmiş ise ve namazı, orucu ve haccı terk etme kabilindense, insan onu kaza etmelidir. Eğer insanların hakkı ve ekonomik haklar bağlamında ise, onu sahibine ve sahibi ölmesi durumunda varisine ödemelidir. Eğer zayi edilmiş hak haysiyet ise insan helallik talep etmelidir. Eğer kısas ve diyet ile ilgili bir hak ise insan karşı tarafın kısas ve diyet alması veyahut bağışlaması için kendini ona teslim etmesi gerekir. O halde Allah’ın izniyle tüm günahlar ister Allah hakkı ve ister insanların hakkı bağlamında olsun, gerçek tövbe de bulunulması durumunda bağışlanır ve her günah kendine uygun bir yöntemle telafi edilmeli ve karşılanmalıdır.[4]
 
[1] “İnsanların Hakkı”, Soru: 9249; “İnsanların Hakkı ve Bağışlanma Talebi”, Soru: 55430.
[2] İbn Şu’be Harrani, Hasan b. Ali, Tuhefu’l Ukul an A’li’r Resul (s.a.a), Muhakkık ve Musahhih: Gaffari, Ali Ekber, s. 293, Defteri İntişaratı İslami, Kum, çapı dovvom, 1404 h.k.
[3] Şeyh Saduk, Men La Yehzeruhu’l Fakih, Muhakkık ve Musahhih: Gaffari, Ali Ekber, c. 3, s. 183, Defteri İntişaratı İslami, Kum, çapı dovvom, 1413 h.k.
[4] “Büyük Günahın Bağışlanması”, Soru: 843 ’den alıntılanmıştır.

latest article

      Fitre Zekatı
      Fitre Zekâtı
      Fitre Zekatı
      Küresel Direniş Ordusu kuruluyor / Gayrimüslimler ve Arap olmayanlar da bu orduya katılmalı / ...
      Tüm İslam Alemi ve Müslümanların Ramazan Bayramı Mübarek Olsun
      Hz. ALİ (A.S)'DAN RİVAYET EDİLEN HADİSLER
      HZ.ALİ (A.S)
      Üçüncü şahadet: Eşhedü anne Aliyyen Veliyullah
      Riya; Küçük Şirk
      Kısaca Hayatı İmam Hasan (a.s)

user comment