Turkish
Friday 20th of October 2017
code: 80105
Şehrullah

O güzel adına “Şehrullah” denir

Sofranda Kur’ani lokmalar yenir

 

Sende açtı Kur’an gülü âleme

Hayat verdi cümle ölü âleme

 

Sende nice eşsiz fırsatlar doğar

Sende bize rahmet yağmuru yağar

 

Sende günahların hepsi pak olur

Gönül sayfamız nurlanır, ak olur

 

Ey yüce Rahman’ın en güzel ayı

Sende kayboluyor rakam ve sayı

 

Sendeki lütuflar asla sayılmaz

Sendeki tatlara asla doyulmaz

 

Sahurun bir başka, iftarın başka

Senle ruhsuz bile geliyor aşka

 

Sofraların sanki cennet kokuyor

Senden gönüllere Kevser akıyor

 

Hem zahir hem batın sofrası elbet

Sende bulur şenlik, bolluk, bereket

 

Sende zengin fakir eşitleniyor

Şeytan bile affa ümitleniyor

 

“Leyletü’l-Kadr’inin kadri ölçülmez

Sana ey güzel ay değer biçilmez

 

O gece Ruh ile melekler iner

Kaderleri Sahib Zaman’a sunar

 

Oruç tutanların daim bol olsun

Kalpleri feyzinle, nurunla dolsun

 

Zincirler Rabbimiz sende Şeytan’ı

Lütuflara boğar sende insanı

 

Cehennemin yedi kapısı sende

Kilitlenir o ilk girdiğin günde

 

Cennet kapıları ardına kadar

Açılır sende ey mu’mine gülzâr

 

Evliyanın büyük bayramı sensin

Rahman’ın en büyük ikramı sensin

 

Dua ve niyazın sen baharısın

Şeytanın sebebi âh u zârısın

 

Sende gönlümüz bir hüzün de yaşar

Melekler semada ağıtlar yakar

 

Sende Velayetin soldu Şah gülü

Mazlumlar babası, Murtaza Ali

 

On dokuz sabahı Haydar-ı Kerrar

Mirac eyledi ol kâşif-i esrar

 

O yorgun sesiyle nida eyledi

“Fuztu”yla son borcu eda eyledi

 

Bir de mahzun bir ses semadan geldi

Cibril ol Emin-i Huda’dan geldi:

 

“Yıkıldı hidayet direği vallah”

Kaybetti oğlunu Kâbe o sabah

 

Bayram etti o gün bütün sırtlanlar

Yasta, matemdeydi, o gün aslanlar

 

Öksüzler bir daha öksüz kalmıştı

Mazlumlar ağlarken, zalim gülmüştü

 

Bülbüller nevası doldurdu bağı

Tazelendi yine Zeyneb’in dağı

 

Gözyaşına kurban, Ümmü’l-Mesâib

Mezherü’l-ecaib, Zehra’ya nâib

 

Kufe mescidinde koptu kıyamet

Öksüz kaldı o gün yine adalet

 

Her yerde “Ya Ali” nidası vardı

Her zerrede Ali sevdası vardı

 

Her kesin dilinde hep Ali vardı

Ali’nin fikrinde kâtili vardı

 

Dedi ki ey oğul, kâtile sakın

Zulmetmeyin, ona çok iyi bakın

 

Gözlerindeki o korkuyu görün

İçtiğim bu sütten ona da verin

 

Mihrab-ı ibadet oldu lâlezâr

Âşıklar Ali’siz dünyaya bizâr

 

Ya Rab gelsin artık Ali’nin oğlu

Yaramız tazedir, yürekler dağlı

 

Dünya adl-i Ali istiyor artık

Bekliyor bir daha Kur’an-ı Nâtık

 

 

MUSA AYDIN


source : tebyan
user comment
 

latest article

  Hz. İbrahim'in Güzel Ahlakı
  Kur"an-ı Kerimin Mübarek İsimleri
  Suriye Ulusal Direnişi: Hatay ve İskenderun’u Suriye topraklarına katacağız
  Mevlâ Ali
  Şehrullah
  Ahlâk Nedir?
  YOKSULLARIN VE YETİMLERİN KORUNMASI
  İlahi Vahdaniyetin Tecelli Merkezi Olan Vahdet